24 Mart 2014 Pazartesi

10 öneriyle 10 kilo verebilirsiniz

Yaz geliyor, kilo verme vakti! Size 10 kilo vermenize yardımcı olacak 10 önerimiz var…

10 kilo vermek zor iş. Ama burada yazan 10 temel kuralı uygulamak bu sürecin daha hızlanmasına ve daha sağlıklı olmasına yardımcı olacak. Hiçbir şeyi gözünüzde büyütmeyin, bir an önce motive olun, kararlılığınızı koruyun ve bu yazıyı mutlaka okuyun!

Birbirinizi destekleyin
Motivasyon diyetin yüzde 70’idir. Gerekirse yakın bir arkadaşınızı seçin ve onu bu konuda ‘koçun’ yapın. Mesela ona diyetinizi nasıl uyguladığınızı anlatın. Böylece o sizi bir yandan kontrol ederken, bir yandan da motive etmiş olur. Veya sizin gibi kilo vermek isteyen arkadaşlarınızla birlikte bu diyeti grup diyetine dönüştürün ve birbirinizi sürekli takip edin ve destekleyin.

Süreci kabullenin
10 kilo bir haftada verilmez, öncelikle bunu kabullenelim. Bu nedenle bir anda aşırı bir diyet programına girmek ve bir anda bir sürü kilo verileceğine inanmak pek de doğru olmayacaktır. Öncelikle belli bir zamana yayılmış, dengeli bir beslenme programı oluşturulması konusunda anlaşalım. Burada diyetin etki sürecini kabullenmek önemli bir adım olacaktır.

Diyetisyen kontrolü
10 kilo vermek kolay bir iş değil. Bu nedenle bunu mutlaka bir diyetisyen kontrolünde yapmanız çok daha güvenli ve sağlıklı olacaktır. “Ben 10 kilo vereceğim” kararını kesin olarak aldıktan sonra hemen bir diyetisyenden randevu almayı unutmayın. Emin olun, diyetisyende kat ettiğiniz yolları birebir görecek ve daha da motive olacaksınız.

Şekerli ve yağlı yiyeceklerle vedalaşın
Kilo vermek isteyen herkesin bildiği bir şeydir ama biz yine de hatırlatmak istedik. Şekerli ve yağlı gıdaları hayatınızdan çıkarın derken demek istediğimi tüm yağlı yiyecekleri çıkarın değil! Salatanıza bir kaşık zeytinyağı gayet sağlıklı olacaktır.

Balığa ‘merhaba’
Diyetin en iyi arkadaşı balıktır. Az kalorili, bol Omega3’lü, sebzelerle daha da lezzetlenen, sağlık için ideal bir besin balık… Bu nedenle balık bu kararlı diyet sürecinde sizin en sık karşılaştığınız yiyecek olacak.

Hareket şart
Kilo vermenin sadece diyetlerle mümkün olmadığını, ekstradan spor yapmamızın şart olduğunu biliyoruz. Sporu yaşam tarzımızın bir parçası haline getirmemiz gereklidir. Haftada en az 4 gün yürüyüş, bisiklet gibi egzersizleri uygulamamız sağlıklı olacaktır. Ayrıca her zaman asansör yerine merdiven, kısa mesafelerde otobüs yerine yürümeyi tercih etmemiz yardımcı olacaktır.

Buzdolabını kontrol edin
İrade bazen yetisini kaybeder. Buzdolabınızı açtığınızda karşınızda duran ton balığı yerine eliniz bir koca bir dilim çikolatalı pastaya gidebilir. Bu gibi irademizi kaybetme anları yaşamamamız için biz ‘ne olur ne olmaz’ deyip, buzdolabımızı abur cubur tarzı yiyeceklerden arındırmalıyız. Böylece dolabı açtığımızda karşılaştığımız şeyler her zaman sağlıklı besinler olur.

Öğün atlamayın
“Ne kadar az yersem o kadar çok kilo veririm” kesinlikle yanlış bir inanıştır. Bunu düşünerek, öğle veya akşam fark etmez; herhangi bir öğün atlanırsa, bu diyet kilo verememekten ziyade çok sağlıksız bir beslenme sistemine dönüşür. Bu nedenle önemli olan diyet programınızın gün içerisinde öğünlere dağıtılmış olan şekliyle, önerilen porsiyonlarda yemenizdir.

Öğün piramidi
Öğün piramidini diyetinizin temeline yerleştirin. Kuralınız hep aynı olsun: kahvaltı ve öğle öğünlerinde iyi beslenmeli, akşam yemeklerinde bunu hafifletmeliyiz. Unutmayın sabah ve öğle yemeklerinde alınan gıdalar günlük enerjinizi sağlar. Akşam yenilen yemeğin hafif olması ise güzel bir uyku çekmenize yardımcı olur.

İçeceklere de dikkat edin
Öncelikle alkolün kesinlikle hayatınızdan çıkarılması gerekir. Tabi burada kısıtlanan bir kadeh şarap değil; bol şekerli alkollü içeceklerin aşırı tüketimidir. Ayrıca kola, gazoz gibi asitli içeceklerden de uzak durun. Bol su içmeye özen gösterin.

Meyve ve sebzelerden bol bol
Sebzeler sağlık ve diyet için ideal besinlerdir. Hem az kalori içerirler, hem de vitamin deposudurlar. Aynı şekilde meyveler de… Günde en az 2-3 kez tüketilmesi gerekir. Zaten diyetisyeniniz size hazırladığı beslenme programında meyve ve sebze ağırlıklarına ve dengelerine dikkat edecektir.

Bilinçli tüketin
Her zaman ambalajların arkasını okuyun. Alacağınız yiyeceklerin içeriğinde neler olduğunu bilmeyi, dolayısıyla daha bilinçli bir alışveriş yapmayı alışkanlık haline getirin. Bunu yapmadığınızda hiç ummadığınız sürprizlerle karşılaşacağınızı unutmayın!

Aşkın sağlığa olumlu etkileri

Aşk kişiye göre değişen kavram; kimine göre süresi, kimine göre şekli önemlidir.

Bazılarına göre aşkın organı kalp, kimine göre ise beyin. "Aşk olmazsa meşk olsun" söyleyen de var, aşkın platoniğini seçen de.

Peki bu aşk denilen şey nedir? Bilim adamlarına göre beyin aktivitesi. Beyinde artan hormanlarla duygu değişimleri; dopamin, norepinefrin, feniletilamin gibi çeşitli beyin içindeki hormanların aktivasyonları. Memorial Suadiye Tıp Merkezi Dahiliye Bölümü'nden Uz. Dr. İsmail Yağız, "aşkın sağlığa olumlu etkileri" hakkında bilgi verdi.

Aşk sadece bir duygu mudur? Gösterilebilir mi?

Aşık bireylerin beyin MR görüntüleri incelendiğinde özellikle dopamin içeren bölgelerin, yani beyin sağ bölgesinin yoğun bir biçimde aktivitesinin arttığı gözleniyor. Dopamin vücuda enerji veriyor, iştahı azaltıyor, ilgiyi artırıyor, uykusuzluk, sürekli karşı tarafa odaklanma, onu düşünmeyi sağlıyor. Aşkın 3 fazının ilk dönemi bu şekilde gösteriliyor. Aşkın 2. ve 3. döneminde ise biraz daha sakinlik, sevgi, iletişim, koku duyguları, alışkanlık ve güven hissi ön planda. Bu dönemlerde ise serotonin ve diğer mutluluk sağlayan endorfinler etkili.

Peki "aşk olmazsa meşk olsun" diyebiliyor muyuz?

Yapılan bilimsel çalışmalarda intihar girişiminde bulunan gençlerde kalp kırıklığı, terk edilme, aşkın kabul görmemesi gibi nedenler var. Aşk problemleri özellikle genç bireylerde toplum dışına itilme, yalnızlık ve depresyonu tetikleyerek yaşam isteğini azaltıyor. Kırık kalpli gençlerin hayatları incelendiğinde aile ilişkilerinde problemler, şefkat ve ilgi eksiklikleri gözleniyor. Hükümetler gençlerin üzerine daha fazla durulması, sosyal ilişkilerin güçlendirilmesi, gençlik cesaretinin olumsuz bir sonuca yol açmaması için önlemler alınması üzerinde duruyorlar.

Aşık olmak kilo vermede büyük bir etken

Aşk hem psikolojik hem de fizyolojik etkileri ile sağlığa iyi geliyor. Fiziksel etkilerde iştahsızlık ve metabolizma hızının artması başı çekiyor.

Aşkın fiziksel etkileri:

1.Kan akımının düzenlenmesi
 Dopamin ve norepinefrin kan akımını artırır.

2.İştah azalması
Tokluk merkezinin uyarılmasıyla açlık hissi kaybolur

3.Kalp ritminin hızlanması
Noradrenalin kalp atım hızını artırır.

4.Yağ yakımı
Stres hormonları olarak bilinen noradrenalin yağ yıkımını sağlar.

5.Metabolizmanın hızlanması
Kilo kontoru ve zayıflık sağlar

6.Hafıza ve becerilerin artması
Artan kan beyin kan akımı hafıza ve becerilerin artmasını sağlar.

7.Ağrıyı daha az hissetme
Güçlü vücut içi morfin olan endorfinler hem ağrı algısını azaltır hem de mutluluk sağlar.

8.Bağışıklık sisteminin güçlenmesi
Endorfin ve serotonin yüksekliği bağışıklık sistemini güçlendirir.

9.Cilt sağlığının artması
Kan akımı değişiklikleri ve seks hormonlarının artması ciltte duruluk ve canlılık sağlar.

10.Östrojen ve testosteron artması
Üreme isteğini artırır.

Aşkın psikolojik etkileri arasında motivasyonu artırma yönü ön plana çıkıyor. Kişinin kendisine olan güveninin artması da hem sosyal hayatta hem de iş yaşamında başarıyı getirebiliyor.

Psikolojik etkiler:

1.Motivasyonun artması
Kendine güvenen ve enerjik bir bünye, konsantrasyon yoğunluğunu sağlar.

2.Anti depresan etkiler
Kullanılan antidepresanlar serotonin ve noradrenalin türevi maddeler içerir.

3.Özgüven ve başarı
Mesleksel başarılara imza atılır.

4.Dışa dönük, sosyal kişilik yapısı
Mutlu ve sosyal bir kişilik yapısı sağlar.

Aşk sağlıklı bir biçimde yaşandığında bağışıklık sistemi üzerindeki olumlu etkileri sayesinde hastalıklardan koruyabiliyor. Kişinin tüm güzellikleri ile yaşadığı aşka dengeli ve sağlıklı bir yaşam şeklini de eklemesi gerekiyor.


İyi bir cinsel yaşam istiyorsanız

Birlikteliğiniz aynı yatağa girmekten öteye gitmiyorsa cinsel yaşamınızda sorun var demektir. 

Cinsel yaşamınız ilk günlerdeki heyecana hasret kaldıysa yatağınızdaki düşmanları tanımıyorsunuz demektir. İyi bir cinsel yaşam istiyorsanız düşmanı yakından tanımalı ve yatakta önleminizi almalısınız.


Stres
Stres altında yaşamaya alışkın biri olabilirsiniz. Hatta stresle baş etmeyi öğrendiğinizi de düşünebilirsiniz. Fakat yatakta aynı oranda başarılı olamazsınız. İş stresi, maddi konular libidoyu etkiler, cinsel arzular siz farkında olmadan azalmaya başlar. Böyle bir durumla karşı karşıya olduğunuzda stresinizle baş etmenin yollarını öğrenmeli, gerekirse bir uzmandan yardım almalı ve stresi mümkün olduğunca ilişkinizden uzak tutmaya çalışmalısınız.


İlişki problemleri
Cinsel yaşamdaki sorunların altında ilişki problemleri yatar. Özellikle kadınlar eşleriyle yaşadıkları sorunları yatağa girer girmez unutamazlar. Bu da cinsel mutluluğa engel olur. Yataktaki bu problemi aşmak için aranızdaki sorunları halletmeden yatağa girmemeye çalışmalısınız.


Uykusuzluk
Eğer cinsel yaşamınız eskisi gibi değilse sebeplerden biri de az uyku olabilir. Sabah erken kalkıyor ve akşamları da geç yatıyorsanız arzulu bir cinsel yaşamınızın olmaması gayet normaldir. Az uyku yorgunluğu beraberinde getirirken yataktaki heyecanı da alıp götürür.


Anne ve baba olmak
Bir bebek sahibi olmak dünyanın en güzel olaylarından biridir. Fakat ilk zamanlar çiftler, bebek ağlayacak korkusuyla birlikte olmaktan çekinirler. Oysa günün belirli saatlerini birbirinize ayırmalısınız ve örneğin; bebeğinizin derin bir uykudayken birlikte olmayı denemelisiniz.


İlaç tedavisi
Bazı medikal tedavilerin libido üzerinde etkisi vardır. Bunlar arasında çoğunlukla antidepresanlar, kemoterapi, tansiyon ilaçları, doğum kontrol hapları bulunur. Böyle bir durumda doktorunuzla konuşarak size başka bir ilaç tedavisi vermesini isteyebilirsiniz.


Vücudunuz
Aldığınız fazla kilolar ya da vücudunuzdaki bazı değişimler yatakta kendinizi rahat hissetmemenize neden olur. Bu da cinsel yaşamda mutsuzluğu beraberinde getirir. Yapılan araştırmalar yatakta kendilerine güvenen ve kusurlarını kafasına takmayan çiftlerin çok daha mutlu bir cinsel yaşama sahip olduklarını ortaya koymuştur. Bu nedenle yatağa girdiğinizde eşinizin sizin kusurlarınızı göreceğini düşünmekten vazgeçmeli ve sizi ne kadar sevdiğini düşünmelisiniz.


Obezite
Çok kilolu olmak ya da obezite cinsel isteksizliğe ve yatakta performans düşüklüğüne neden olur. Bunun sebebi tam olarak bilinmemekle birlikte güven eksikliği, sosyal kısıtlanma gibi sebepler ve psikolojik sorunlar buna neden olabilir.


Depresyon 
Antidepresanlar gibi depresyon da cinsel isteksizliğe neden olur. Aynı zamanda eğer sebepsiz yere cinsel isteksizlik yaşadıysanız sebebi depresyon olabilir.


Menopoz
Menopoza giren birçok kadının sorunlarından biri de cinsel isteksizliktir. Çünkü menopoz döneminde kadınlar vajinal kuruluk ve acı gibi sorunlar yaşarlar. Bu da cinsel yaşamı isteksiz bir hale getirir. Böyle bir durumda bir uzmana danışarak yardım alabilir ve kullanılan ilaçlar değiştirilerek soruna çare bulunabilir. 

Sporcuların sıvı gereksinimi ne kadardır?

Spor yaparken yağ dokusunun kas dokusuna dönmesiyle vücut toparlanır ve incelir. Kilo düşüşü görmüyorsanız fazla kalori alıyorsunuzdur.

En iyi enerji kaynağı karbonhidrat mıdır?

Proteinlerin vücut için önemli görevlerinin olması onların enerji kaynağı olarak kullanılmalarını önler. Eğer vücutta yeterli karbonhidrat yoksa yağlar ve proteinler enerji olarak kullanılırlar. Ama bu yorgunluğa ve bulantıya neden olacak atık maddeler oluşturur. Yani karbonhidratlar spor yaparken en iyi enerji kaynağıdır.

Yüksek protein düşük karbonhidrat almak daha fazla yağ yaktırır mı?

Hiçbir diyet vücudun egzersiz sırasında yağ yakmasını sağlamaz. Yağ ancak 20 dakikalık egzersiz sonrasında kullanılır. Ve çoğu kişi 15-20 dakika yaptığı egzersiz sırasında yağ yakamaz, daha uzun süre devam edilmelidir. Karbonhidrat yerine proteini arttırmakla değil egzersizin süresini 20 dakikayı geçirdiğiniz sürece yağlar yanmaya başlamaktadır.

Vejeteryan diyetler sağlıklı mıdır, Sporu olumsuz etkiler mi?

Vejeteryan diyetler doğru beslenildiği sürece sağlıklıdır. Vücut için gerekli olan proteinin bitkisel kaynaklardan sağlanması ve doymuş yağ içeren et ve et ürünlerinin azaltılması sağlığı olumsuz etkilemez. Sadece B 12 vitamini kontrol edilmelidir.

Kramplar terleme ile fazla su kaybına bağlı olarak oluşmaktadır. Egzersiz öncesi, sırası ve sonrası su içmek su kaybını önler.

Kafeinin performansa etkisi nedir?

Kafeinin uyarıcı, dikkat ve koordinasyonu arttırıcı özelliği vardır. Performansı arttırıcı etkisi de vardır. Fakat bu olumlu etkilerinin yanında diüretik özelliğiyle idrara çıkışı arttırmaktadır. Kafeinin egzersiz öncesi kan basıncını artırdığı da görülmüştür bu nedenle kan basıncı yüksek olan kişilerde dikkat edilmelidir. Çay ve kahve aynı zamanda demir emilimini azalttığı için çok içenler demir yetersizliği oluşabilir. Bu anemi ve yorgunluğa neden olur.

Kas dokusunda artış nasıl sağlanır?

Kas dokusunu arttırmak için beslenmenizde protein miktarını arttırmak yerine egzersizi arttırmak gereklidir. Eğer yiyecek artar egzersiz artmazsa yağ dokusu artar. Kasın artması için kuvvet antrenmanları yapılır ve diyete ek enerji eklenir. Ama bu aşırı protein yüklemesi ile değil!

Aminoasit suplemanları kullanılmalı mıdır?

Sporcuların yaygın bir şekilde kullandığı aminoasitler doğal olarak yiyeceklerden aldığımız aminoasitlerdir. Yiyeceklerle alınan, tablet veya toz olarak tüketilen aminoasitler vücutta aynı şekilde kullanılır. Yani dışarıdan alınan tablet şeklindeki aminoasitlerin etkisi yiyeceklerden alınandan farklı değildir. Fazla miktarda alınırsa bu proteinler su kaybına, idrarla kalsiyum atılmasına neden olur.

Sporcuların sıvı gereksinimi ne kadardır?

Vücudumuzda önemli görevleri olan su spor yaparken de çok önemlidir. Su ihtiyacı ısı, nem, aktivite yoğunluğu ve ortama sağlanan uyum gibi çeşitlere bağlı olarak değişir. Sıcak ve nemli havalarda sporcular terleme ile sıvı kaybına bağlı kilo kaybederler. ½ kg kayıp için 2 su bardağı su tüketilmelidir. Bu kadar zamanda yağ kaybı olmayacağı için spor öncesi ve sonrası kiloya bakılarak sıvı kaybı saptanmalıdır.


Gelin estetiğinde zamanlama

Her yıl çıkan yeni gelinlik modelleri, farklı şekillerde uygulanan diyetlerin yanı sıra artık gelinlerin yeni gözdesi evlenmeden önce yapılan estetik ameliyatlar... Daha çekici ve sıra dışı olmayı seven tüm gelinler, kendilerini de yenileyerek kusursuz bir hayata merhaba demeye hazırlanıyorlar…

Rinoest Kulak Burun Boğaz ve Estetik Merkezi’nden Op. Dr. Coşkun Şanverdi,  gelin adaylarının tercih ettiği ameliyat ve uygulamalar hakkında bilgi vererek bu yılın gelin estetiği hakkında açıklamalarda bulundu.

Zamanlama Çok Önemli

nın önemli olduğunu kaydeden Op. Dr. Coşkun Şanverdi, bazı yöntemlerde iyileşme süresinin biraz uzun olduğu göz önüne alınarak, burun ameliyatının düğünden minimum 1 ay kadar önce yapılması gerektiğini vurguladı. Operasyon sonrası kişide morluk ve şişliğin çok az olduğunu ifade eden Op. Dr. Coşkun Şanverdi, burun ve yüz estetiği ameliyatları sonrasında uygulanmaya başlanan Hiloterapi yönteminin giderek klasik buz uygulamasının yerini almaya başladığını belirtiyor.

Burun estetik ameliyatlarından sonra özellikle gözler çevresinde oluşan şişme ve morarmayı önlemek amacıyla klasik bir yöntem olarak 24-48 saat süre ile belirli aralıklarla yüze buz uygulanması yapılmakta, buzun gerekenden fazla soğuk olması ise hem hastaya rahatsızlık vermekte hem de dokulardaki lenf ve kan dolaşımını olumsuz etkileyebilmekteydi. Yakın zamanda geliştirilen Hiloterapi tekniği buz tedavisine alternatif olarak geliştirilmiş bir uygulamadır.

Op. Dr. Coşkun Şanverdi, gelin estetiğinde zamanlamanın önemine tekrar değinerek, yüz bölgesine uygulanacak operasyonlar için bayanların, ameliyat ve düğün töreni arasındaki zamanlamaya dikkat etmesi durumunda balayında herhangi bir sorunla karşılaşmayacaklarını ifade etti.

Gelin Estetiğinde Trend Bölgeler

Burun estetiği birinci sırada geliyor. Ameliyat ile estetik haricinde; burun ucuna botox enjeksiyonu ile burnu aşağıya çeken kasları aktif kişilerin burun ucunu kaldırmak mümkün olabiliyor. Botox tek başına kullanılabileceği gibi dolgu ile birlikte kullanılıp daha iyi sonuçlar almak mümkün olabilir. Burun sırtındaki çizgiler ve düzensizlikler için yine botox ve dolgu malzemeleri kullanılabilir. Fakat bu yöntemlerin sadece seçilmiş kişilerdeki kimi sorunlar için geçici çözüm olabileceği unutulmamalı, en sağlıklı ve kalıcı sonucun başarılı bir ameliyat ile sağlanabileceği unutulmamalıdır. Tecrübeli ellerde, bilimsel yaklaşımlarla hedeflenen şey  sadece görsel olarak güzel bir burun yapmak değil, aynı zamanda mevcut olabilecek fizyolojik kimi sorunların (nefes alma sorunları, sinüzit gibi) aynı seansta düzeltilerek kişinin sağlığına kavuşup hayat kalitesinin arttırılmasıdır.


Saçlarda Mevsimsel Değişimi Vakti!

Evde kolayca yapılabilen bitkisel formüllerle hem kadınlar hem de erkekler saçlarını mevsim değişimine hazırlayabilir.

Baharı karşılamaya hazırlandığımız bugünlerde; mevsim değişimleri, hava kirliliği, metropol hayatı derken en çok saçlarımız bu hareketlilikten etkileniyor.

Biyolog-kozmetolog Pervin Bulgak, saç dökülmesinin sağlıkla ilgili pek çok sebebi olabileceğini ancak sağlık sorunu değil de dönemsel dökülmeler yaşanıyorsa, biraz beslenme ve saç maskelerine vakit ayırarak; canlı, parlak ve sağlıklı saçlara kavuşmanın mümkün olduğunu söylüyor.

Biyolog-kozmetolog Pervin Bulgak’tan saçlara mevsim değişimi bakımı önerileri:

Neler Yapabiliriz?

• B12 vitaminini alınmalı.
• Kabak çekirdeği (Günde bir avuç: Selenyum deposu) tüketilmeli.
• Haftada bir gün saç maskesi uygulanmalı.
• Saç köklerine masaj yapılmalı
• Saç yıkanırken ılık, hatta soğuk su kullanılmalı.

Saç Güçlendirmek İçin Losyon

Malzemeler
2 yemek kaşığı papatya
1 yemek kaşığı lavanta
1 yemek kaşığı kekik
Yapılışı: Malzemeler elle ya da blender yardımı ile parçalanır. Daha önceden kaynatılmış 1 litre suyun içine malzemeler atılır ve 20 dakika demlenir. Süzüldükten sonra soğutulur ve haftada 1-2 gün durulama suyu olarak uygulanır.

Not: Bu karışım açık renkli saçlar için uygundur. Saçları kepekten arındırır ve saç köklerini güçlendirir.

Kuru Saç Maskesi

Malzemeler
1/2 çay bardağı nohut unu
2 kahve kaşığı defne yağı
1 kahve kaşığı gül yağı
Gerektiği kadar ılık su
Yapılışı: Nohut ununun içine defne yağı ilave edilir ve iyice karıştırılır. 1-2 dakika bekledikten sonra gül yağı ilave edilir. Sonra lapa kıvamına gelene kadar ılık su ilave edilir. Saç bu maske ile yoğrulur. Maske saçta 15 dakika tutulduktan sonra önce ellerinizin yardımı ile fazlası atılır sonra da ılık su ile yıkanır.

Saç Dökülmesi İçin Maske

Malzemeler
1 yemek kaşığı biberiye yağı
3 kahve kaşığı ardıç ağacı yağı
1 çay kaşığı ısırgan tohumu yağı
Yapılışı: Yağlar birbirlerine karıştırılır. Bu karışım sıcak su dolu bir kabın üzerinde benmari yöntemi ile karıştırılır. Ilık halde saç köklerine masaj yaparak uygulanır. Masajın ardından saç üzerine bone takılır ya da streç filmle kaplanır.1 saat bekletildikten sonra saç ılık su ile masaj yaparak yıkanır. Bu uygulama haftada bir gün uygulanır.

Not: Mevsiminde taze ısırgan yaprakları iyice dövülerek ilave edilebilir.

Bebeğinizi yakından tanıyın

İlk kez anne baba olan ebeveynler mutluluk ve heyecan kadar endişe de duyarlar. “Bebeğim yeteri kadar uyuyor mu?”, “Boy ve kilosu normal mi?”, “Gerçekten gülüyor mu?”, “Bizi ne zaman tanıyacak?” gibi sorular anne babaları bebek büyüyene kadar meşgul eder. 

Bu konuda anne babalara büyük görevler düşmektedir. Bebeğin fizyolojik ve psikolojik gelişimini yakından takip ederek onu sağlıkla büyütmek mümkündür.

Memorial Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Bölümü’nden Uz. Dr. Bahar Salihoğlu Kural'ın verdiği bilgilere göre, bebeğiniz doğduktan sonra endişeleriniz gün be gün artacak, bebeğinizi en sağlıklı ve doğru şekilde büyütmek için elinizden geleni yapacaksınız. Düzenli sağlık kontrolleri ya da sağlam çocuk izlemi ile bebeğinizin sağlıklı bireyler olana dek tüm büyüme ve gelişim basamakları çocuk doktorunuz tarafından takip edilecektir. Ama gelişimin ve büyümenin en hızlı olduğu ilk yılda bebeğinizdeki gelişmeleri ilk anne babalar fark eder. Bebekler kar tanesi gibidirler, hiçbiri birbirinin aynı değildir. Bu yüzden her bebeğin gelişimsel özellikleri birbirinden farklıdır. Bazı gelişme basamaklarına bebekler erken veya geç ulaşabilir. Ebeveynler kendi çocuklarını en iyi kendileri bilir, gelişim basamaklarını yakından takip edebilir.

Doğduğunda...

Bebeğin dış dünyaya alışmak için birkaç haftaya ihtiyacı vardır. Birkaç hafta rutin bir düzeni yoktur. Beslenme, uyku saatleri düzensizdir. Doğumdan hemen sonra daha hareketli olup birkaç gün sonra daha sessizleşebilir, sonrasında yine aktif olur.

Başlarını kontrol edemezler. Emme dürtüsü ile beslenirler. Vücudunu, kol ve bacaklarını eşit olarak hareket ettirebilir, 20-30 cm. ilerisini görebilir. Hareket eden cisimleri gözleri ile kısa mesafeden takip edebilir. Eli tutulursa, sıkıca kavrar. Sesin geldiği yöne doğru dönebilir. Onunla konuşulduğunda sakinleşir. Bebeğin 5 duyusu günden güne gelişir. Gülen yüzler, hoş, sakin sesler bebeğinizin ilgisini çeker. Annesinin kokusunu, sesini tanır.

Bu dönemde tüm bebekler büyürken sıcaklığa ve sevgiye ihtiyaç duyarlar. Onu kucağınıza alarak  şımartmazsınız. Bebeğinizi sevgiyle, şefkatle sıkça kucağınıza alın. Bebeğiniz tutarken avuç içinizle başını destekleyin. Onu; sizin yüzünüzü görebileceği kadar yakın tutun. Onunla konuşun ve şarkı söyleyin. Parlak, değişik renkli objeler gösterin.

2-3'üncü Aylarda...

Onunla konuştuğunuzda ‘ agulama ‘ başlar. Size daha çok karşılık vermeye, ilginizi fark etmeye başlar. Size güler, sizi izler, yanından ayrıldığınızda tepki gösterir. Kucağa alınınca, ilgi gösterilince sakinleşir. Kadın- erkek seslerini ayırt eder. Sert konuşmalarla, sakin konuşmaları ayırır.

Objelere daha iyi odaklanır. Parlak cisimlere bakmayı tercih eder. İlk aylarda bebeklerin gözlerinde kayma normaldir. Kaymanın bu aylarda düzelmesi gerekir.

Baş kontrolü artık vardır, başını dik tutar. Yüzükoyun yatırınca, göğüs kafesine kadar gövdesini kaldırır. El ve parmaklarını keşfeder, ellerini dikkatle bakar. Elini tuttuğunuzda, sizin elinizi daha sıkı tutar.
Bu dönemde, bebeğiniz uyanık olduğunda yüzükoyun yatırın, boyun ve sırt kasları güçlensin.

Ses çıkaran, hareketli, renkli oyuncaklar alın. Avuçlayabileceği yumuşak oyuncaklar, çıngıraklar alın. Yatağının yanına kırılmayan ayna, yumuşak oyuncaklar, renkli kitaplar asın. Yüz yüze konuşun, şarkılar söyleyin, ismini kullanın. Gülümsemelerini, seslerini, mimiklerini taklit edin. Bebeğinizi sakinleştiren ses ve oyuncakları öğrenin.

4'üncü Ayda...

Bebekler bu ayda kendi etraflarında dönmeye başlarlar. Mutlu olduklarında daha çok ses çıkarırlarken, mutsuz olduklarında ağlar, kendilerini bu yolla ifade etmeye başlarlar. Diş çıkarma sıkıntıları başlayabilir. Elini sık sık ağzına götürecektir.

Bu dönemde, bebeğinize ilginizi gösterin. Onunla konuşun, şarkı söyleyin. Bazen sadece yüzüne bakıp gülümseyin. İkili ilişkinizin gelişmesine dikkat edin. Değişik sesler çıkaran oyuncaklar, ilgisini çekecek renkli objeler alın. Size özel “oyun zamanları” yaratın. Eline farklı dokularda oyuncaklar verin. Bebeğinizi sırt üstü yatırın , birlikte egzersiz yapın. Kollarını göğüs kafesi üzerinde çaprazlayın, tekrar açın. Bacaklarını ayak bileklerinden tutup yukarı- aşağı yavaş yavaş hareket ettirin.

6-7'inci Aylarda...

Bu aylarda önce destekli, sonra desteksiz oturmaya başlar. Mama sandalyesinde oturtmaya başlayabilirsiniz.
Kendi etrafında kolayca döner. El bilekleri üzerinde yüzükoyun durur. Oyuncaklara ilgisi artar. Oyuncağa uzanır, eli ve tüm parmakları ile istediği şeye uzanıp alır. Elindeki cisimleri, oyuncaklarını birbirine vurabilir. Bir elindeki cismi, diğer eline geçirebilir.

Onunla oynadığınızı anlar, karşılıklı ilişkiye daha çabuk girer. "Ce- e" yaptığınızda güler. Tek heceleri söylemeye başlar. Kendi ismini tanıyabilir.

Bu aylarda annesine bağlılığı artar, aile üyelerini tanır. Çocukları büyüklerden ayırır.
Ona şarkılar söyleyin. Kitap okuyun. Hayvanların çıkardıkları sesleri öğretmeye çalışın. Aynanın karşısına geçin, kendi görüntüsüne güler.. Müzik çalın, beraberce dans edin.

8-9'uncu Aylarda...

Artık yabancıları tanıyıp, yadırgayabilir. Şimdiye kadar topluluk içine rahatça çıkardığınız çocuğunuz, başkalarını görünce ağlayabilir. Mama, baba gibi heceleri söyler. Aynı sesleri sürekli tekrarlar ve daha fazla sesleri taklit edebilir.

Bu aylarda bir yerlerde tutunup, ayağa kalkabilir. Yavaş yavaş sıralamaya da başlayabilir. Yatar pozisyondan, oturur pozisyona kendisi geçebilir. Emekler,  merdivenleri emekleyerek çıkabilir. Kollarının altından dik tutulunca adım atmak ister. Çevresindeki eşyalardan, objelerden zarar görmemesi için, evinizi güvenlikli hale getirmeniz gereklidir.

12'inci Ayda...

Artık bebeğiniz 1 yaşına geldi.. Bazı bebekler 1 yaşında yürüyebilir. Çoğu “ anne “, “ baba “nın anlamını bilir. Aileden insanlara bağlılık gösterebilir.

İnsanlarla oynamayı, oyuncaklarla oynamaya tercih eder. Onunla oyun oynayarak daha çok zaman geçirin. Hikayeler anlatın, şarkı söyleyin. Ona renkli çocuk kitapları okuyun. Diğer çocuklarla oynamasını sağlayın. Boya kalemleri alın, kalem tutmaya alıştırın. Renkli üçgen, kare, dikdörtgen şeklinde oyuncaklar alın. Yumuşak bir topla oyun oynayın.

Bu dönemde, eşyaları göstererek, isimlerini söyleyiniz. Tekrar ettikçe daha iyi öğrenecektir. Yeni şeyler öğrendikçe, onu yüreklendirin. Ona gülün, “ Aferin “ deyin.

Yaptığı şeylere çok fazla “ hayır “ demeyin. “ Hayır “ dediğinizde durması gerektiğini bilmeli, bu yüzden gerçekten gerektiği zaman kullanın. Onun her şeyi anladığını düşünüp, yapmaması gereken şeyleri neden yapmayacağını anlatın.